Proje, yoğun program gereksinimlerini karşılayabilmek ve kamusal boşluğu maksimum düzeyde koruyabilmek amacıyla çok katmanlı bir zemin yaklaşımıyla ele alınmıştır. Yapılaşma yalnızca +0.00 kotunda değil, omurganın bağlandığı -3.96 kotunda tanımlanan ikinci bir kamusal düzlem üzerinden de kurgulanmıştır. Alt meydan ve tören alanı bu kotta, omurga ile bütünleşerek süreklilik gösteren yeni bir kamusal yaşam düzlemi oluşturur.
Bu yaklaşım sayesinde kamusal kullanım farklı kotlara yayılmış, yoğun program tek bir seviyeye sıkışmadan daha geçirgen bir mekânsal kurgu elde edilmiştir. Belediye hizmet binasının alle kotunda (-3.96) açığa çıkması, zemin katla ilişkili kamusal programların farklı kotlara yayılabilmesine olanak sağlamıştır. Böylece yoğun kamusal kullanımlar tek bir seviyeye sıkışmak yerine, alt meydanla ilişkili ikinci bir kamusal düzlem üzerinden dağıtılarak daha geçirgen, esnek ve dengeli bir mekânsal kurgu elde edilmiştir. Bu yaklaşım, kamusal yaşamın farklı kotlarda süreklilik kazanmasını sağlarken, yapı içi dolaşımı da omurga ile doğrudan ilişkilendirir.
Yapının merkezinde konumlanan atrium, iç sirkülasyonu organize eden ana boşluk olarak çalışırken aynı zamanda alt kot ile üst kot arasında süreklilik kuran bir mekânsal eşik üretir. Bu boşluk yalnızca düşey dolaşımı değil, yapı içindeki kamusal akışı da yönlendiren bir iç avlu karakteri taşır ve alt meydanla kurduğu görsel ilişki sayesinde kentsel sürekliliğin iç mekâna taşınmasını sağlar.
Yapılar arasındaki boşluklar, avlular, yarı açık alanlar ve promenadlar ana yaya omurgasına eklemlenerek geçirgen bir mekânsal organizasyon oluşturur. Böylece proje, yapı kütlelerinden çok açık alan sürekliliği üzerinden tariflenen bir kamusal çevre üretmektedir.
Yapıların yer seçimleri; erişilebilirlik, kullanıcı yoğunluğu ve hizmet ettikleri kentsel ölçek dikkate alınarak belirlenmiştir. Belediye hizmet binası, toplu taşıma duraklarına en yakın noktada konumlandırılarak kent ölçeğinde erişilebilir bir kamusal odak oluşturur. Kültür merkezi, alanın merkezinde yer alarak farklı kullanıcı gruplarını bir araya getiren sosyal bir ara yüz üretir. Cami ise daha sakin bir bölgede, mahalle ölçeğinde gündelik kullanımları destekleyen bir konumda ele alınmıştır.
Kültür merkezi, çift kotlu fuaye ve alt meydan ilişkisiyle daha dinamik bir kamusal kullanım üretmektedir. Sergi alanları, kafe ve restoran birimleri alt geçit ve meydan ilişkisini besleyerek yapının gün boyunca aktif kalmasını sağlar. Belediye yapısının daha kontrollü ve doğrudan kullanımına karşılık kültür merkezi, zaman geçirilen sosyal bir odak olarak çalışır.
Cami yapısı, çift cidarlı mekânsal kurgusu sayesinde içe dönük bir avlu sistemi üretir. Bu çift kabuklu yapı, iç sokak ve şadırvan avlusunu tanımlayarak ibadet mekânını kentsel hareketlilikten ayıran bir iç dünya oluşturur. Böylece cami, çevresindeki yoğun kamusal akıştan kopmadan kendi iç meydanını kuran, daha sakin ve kontrollü bir kamusal boşluk üretir.
Proje, Canik’in devam eden dönüşüm sürecini yalnızca mevcut durum üzerinden değil, gelecekte oluşabilecek yoğunluk senaryoları üzerinden de değerlendirmektedir. Yakın çevrede zamanla artması öngörülen konut ve ticaret yoğunluğu içerisinde önerilen açık alan sistemi daha kritik bir rol üstlenecektir.
Bu bağlamda proje, yalnızca yapıların kendisini değil; gelecekte yoğunlaşacak kentsel doku içerisinde nefes alan, ilişki kuran ve süreklilik üreten kamusal boşlukları tanımlamaktadır. Bu yaklaşım doğrultusunda öneri, Canik için yalnızca yeni bir belediye kompleksi değil; kıyı, mahalle ve kent arasında yeni ilişkiler kuran geçirgen bir kamusal yaşam altyapısı üretmeyi hedeflemektedir.